Hazırlayan: Muhammet Bozkurt

Moda psikoloğu Carolyn Mair’e göre bu dönemin ortak ruhu, kişisel tabir özgürlüğünü yine kazanma isteği. Yoğun, teatral ve dikkat çekici giyinmek bir duruş, bir anlatı. Bu halin podyumdaki karşılığı ise tek bir sözle özetleniyor: hacim. Devasa etekler, heykelsi omuzlar, kabaran katmanlar ve dramatik aksesuarlarla tasarlanan koleksiyonlar, kıyafetin sadece vücudu saran bir obje olmadığını gösteriyor. Artık moda, giyenin etrafında yeni bir alan inşa ediyor.

Bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri Saint Laurent defilesinde görüldü. Kreatif direktör Anthony Vaccarello, finalde sunduğu kat kat fırfırlarla yükselen 15 dramatik elbiseyle podyumu adeta mimari bir sahneye dönüştürdü. İleti açıktı: Bu dönem moda, görünmek kadar yer kaplamak da istiyor.

MODERN “PANNIER” ETKİSİ
Hacim problemi siluetin yine inşasıyla da ilgili. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, 18. yüzyılın ikonik “pannier” eteklerinin çağdaş yorumları. O dönemde aristokrat bayanların kalça sınırını dramatik biçimde genişleten bu sepet iskeletleri, 2026 podyumlarında yine hayat buldu. Lakin bu kere amaç silueti tekrar tanımlamak.

Alexander McQueen ve Simone Rocha koleksiyonlarında kalça sınırını yatayda genişleten heykelsi kalıplar dikkat çekti. Sertleştirilmiş tüller, metal teller ve kat kat jüponlarla oluşturulan bu yapılar, vücudu takip etmek yerine onun etrafında yeni bir hacim yarattı. Ortaya çıkan sonuç ise adeta mimari bir tesir. Bu dramatik siluetler bazen romantik, bazen teatral fakat her vakit güçlü bir bildiri taşıyor, bu dönem siluet alan kaplamak için tasarlanıyor.

KOZA SİLUETLER
Koleksiyonların en dikkat çekici geometrisi ise küre formu. Balon etekler, koza formlar ve yuvarlak hacimler, dönemin en argümanlı siluetlerini oluşturuyor. Alaïa, Coperni, Balenciaga ve Dries Van Noten defilelerinde omuzdan başlayıp diz altına kadar genişleyen koza formundaki parçalar hacmin sonlarını zorladı. Bu dizaynlar sırf dramatik değil, birebir vakitte giyenin çevresinde güçlü bir his yaratıyor.

Bazı dizayncılar bu hacmi adeta bir “kişisel alan” olarak yorumladı. Simone Rocha, kat kat tüller ve şişirilmiş kumaşlarla oluşturduğu balon siluetlerin arasına yerleştirdiği çiçek ayrıntılarıyla romantik bir zırh fikrini sundu. Bu dizaynlar giyeni çevreleyen yumuşak fakat bariz bir koza tesiri yaratıyor.

XXL OMUZLAR: “BEN BURADAYIM!”
Hacim trendinin bir diğer güçlü cephesi omuzlarda ortaya çıkıyor. 80’lerin vatkaları geri dönüyor, lakin bu kere çok daha dramatik bir ölçekte. Schiaparelli ve Rick Owens koleksiyonlarında omuz genişliği neredeyse iki katına çıkıyor. Keskin çizgiler, yukarı doğru yükselen omuz başları ve sert kalıplar, klasik “power dressing” kavramını yeni bir noktaya taşıyor. Bu abartılı omuzları moda analistleri “mesafe koyan” bir güç göstergesi olarak yorumluyor.

Ekonomik ve toplumsal belirsizlik dönemlerinde modanın daha sert ve zırh gibisi bir forma bürünmesi tarihî bir döngü. Bu dönem omuzlar tam da bunu söylüyor: ben buradayım.

MAKSİMUM AYRINTILARLA GÖRÜNÜRLÜK
Hacim birebir vakitte ayrıntılarla da yaratılıyor. Büyük yakalar, dramatik fiyonklar, kabaran etekler ve dev aksesuarlar dönemin en güçlü tarz araçları arasında. Dior koleksiyonunda dev fiyonklarla vurgulanan yakalar ve Mugler’da büyük şapkalar klasik kadınsılığı heykelsi bir lisanda tekrar yorumladı. Birebir yaklaşım aksesuarlarda da görülüyor: büyük küpeler, Paloma Spain’de hacimli fularlar ve dikkat çeken şapkalar görünümü tamamlayan ana karakterlere dönüşüyor.

Podyumda kumaş hareketiyle yaratılan hacim de önemli bir rol oynuyor. McQueen ve Roksanda metrelerce kumaşın üst üste dikildiği dev fırfır katmanlarıyla yürürken hareket eden, etrafındaki havayı değiştiren siluetler sundu. İlkbahar/Yaz 2026 döneminin ruhu tahminen de tek bir cümleyle özetlenebilir: Daha büyük, daha yiğit ve çok daha görünür.

Bu yazı ELLE Türkiye Mayıs sayısından alınmıştır.

